vulevuku is an aggresive visual design blog. he or she loves japan, japanese design, japanese cat, cat food, junk food, junky design, basic design, basic photography, pure evil, purr noise, metal sound, anime soundtrack, track 1, untitled.ai and player 1.

saray kızı animatriz

belçikalı yönetmen kristof luyckx beyonderground festival için hazırladığı animasyon serisinde youtube efsanesi saray kızı'ndan esinlendiğini itiraf edememiş fakat bizden kaçmadı. çünkü biz bu işi biliriz. cover bizim işimiz. saraylıyı yedirtmeyiz.

kristof’un my cover of serisinin tamamını izlemeyi unutmayın: garantili link

hobbit’e kadar sinema kapısının önünden dahi geçmem 

trilyonluk yapım prometheus'u filin mabadına sokup çıkartarak bir cihangir çetin yapımına dönüştüren honest trailers’a tebriksler. epeydir, ekrana doğru bu kadar samimi kahkaha atmamıştım. diğer samimilikler için linkimiz httpsiyle beraber geliyor: https://www.youtube.com/user/screenjunkies  

one more beer!

evde bira bitti mi hemen vikinge bağlıyoruz.

One More Beer is an independent short movie developed by Brazilian 3D artist Pedro Conti. The work was done in partnership with Alan Camilo (co-direction, storyline, animation and rigging), Alex Angelis (rigging), Lucas Leibholz (illustration), Pedro Pastoriz and Jack Rubens, members of the band “Os mustaches e os Apaches “(soundtrack), Antonio Moreno (Voice) and with renowned studio Beep Audio Post (sound design and mixing).

cbb’den ibretlik paylaşım

bilenler bilir, paylaşmaya saygı duyarım ama sevmem. ne güzeller gördüm vulevuku’da paylaşılabllecek ama paylaşmadım. yine olsa yine, sakla mezara kadar, sakla onu boş odanda.

neyse ki birileri kendime sakladıklarımdan bazılarını hobba cuppa diye paylaşıyor da ben de koyveriyorum. bak bu da o anlardan biri; madem elma+alt+sepeti yazmış, arttırarak paylaşıyorum:

cbb {copenhagen büyükşehir belediyesinden} metrobus sessions with vatan sasmaz adlı kamu spotuna cevaben geliyor. midttrafik “the bus”, toplu taşımanın avantajlarını anlatırken o kadar başarılı oluyor ki şu an istifamı yazıyorum ve daniş halkına otobüs şöförü kadrosundan katılmak için portfolyomu baştan yaratıyorum. gördüklerinizi büyükşehrinizde denemeyiniz diyecektim fakat ben bunu deneyen kişiyi bugün akşam saatlerinde zincirlikuyuda 8 adet metrobüse binmeyi başaramayıp 9.cuda pencere kenarı yer kapmış hali ile gördüm. elllerini yumruk yapmış ve göğsüne doğru kaldırmıştı. kocaman kahkaha atıyor ve metrobüs durağındaki binlere onbinlere yumruklarını sallayarak “ha haa” yapıyordu. haydi ateistler şimdi bunu açıklayın bana.

akıl sağlıcaklığıyla kadın sıcaklığıyla kalın vulevukularım. siyup.

mokona summoned

zamanda ve dünyalar arasında yolculuk, objeleri teleport edebilme, aura algısı ve dünyalar arası iletişimi sağlaması gibi yeteneklerinden haberdardık. fakat muhteşem bir cupcake olarak masamızda belirebilmesine akıl sır erdiremedik. bu nasıl bir teknoloji, ne kadar da şirin bir özelliktir. yenir bu yenir ya la.

yedik.

yanında bir patapon ordusu vardı ne yalan söyleyeyim vulevukularım.

ne yalan söyliyim, onları da yedik.

yūko'mun şımarmasında emeği geçen eli şeker hamurlu insan denizin mutfağına ve eli telefonlu organizasyon gurusu deniz y’ye sonsuz şükrans.

polynoid_moth_render.mov

tatmin edici bir türkçe ismi olmayan, yazlıktaki balkon ışığına gelen etli kelebek olarak tanınan moth insan ırkı tarafından örselenmekten bıkmıştır. ışığa doğru gider. olaylar gelişir.

etli kelebeğe de bir damla yaş düşürdünüz ya, ne diyelim; yüreğinize sağlık polynoid. künyenizden öperler.

Client: MADE
Agency: Dirk & Philip 
Production company: Polynoid / Lovestone Films
Directon / Art Direction / Animation: Polynoid 
CG Artists: Heiko Schneck, Jan Bitzer, Tom Weber, Fabian Pross, Csaba Letay, Ilija Brunck
Music: World Gang
Sounddesign: Echolab

mesleğini ucundan tutuşturup, havaya atıp, üzerine bir şarjör boşalttıktan sonra süzülen küllerin arasında bollywood dansı yapma isteği uyandıran müşteri revizyonları konulu, tasarımcıyı erken emekliliğe davet eden muhteşem blog clients from hell ilk video çalışmasıyla yanımızda.

play for free

ps vita’yı ve samurai & dragons (samürayi endü dragonzüü) adlı güzide oyunu duyurmak adına öyle bir kampanya yapmışsın ki sony, kelimeler kiyafetsiz bebeğim. duygudan duyguya atlıyor, mana vermeye çalıştıkça yorgun düşüyor, hüzünlenen ninjayla empati kurmadan duramıyoruz. hatta az önce japonya bu şarkıyla eurovision’a girdi kafamın içindeki büyük sahnede; Ai Shinozaki şarkı sonunda Barış Manço posteri açıyor. ouww alkış kıyamet…

klip bitiyor, kendimize geldiğimizde sony ve free kelimeleri kafada uçuşuyor. fakat open source’a izin, hackerlara aman vermeyen sevimsiz bir firma olarak neyle play for free eylememizi istiyor olabilir. hava bedava su bedava tadında. fak dis muamma!