shiny suds {shine tastic!}
klozetteki domestos canavarlarından ve tek tip seslendirmesiyle içimizdeki canavar sevgisini tüketen okan bayülgen’den kaçarken banyoya sığınmak isteyenleri shiny suds konusunda uyarmak isteriz.
nice kadim zaman yaratığından daha ürkütücü, tiesto konserindeki apaçiden daha edepsiz ve yavrusuna sarılan kedi videosundan daha şirin. shiny suds gözle görülmeyen kimyasal maddelerin alabileceği en kusursuz hal. bewaeereeee!


Advertising Agency: Droga5
Production Company: Oil Factory
VFX Company: Buck
Director: Tomorrow’s Brightest Minds

kotla gaza gelmeye devam {pants on fire, sometimes}
ve kot pantolon bir kez daha isyanda. hem de bu sefer ergenliğimizin en pis dönemi mimarlarından charles bukowski’yi arkasına alarak (kendisi bu durumdan habersiz olduğu için tenzih ederim).
levi’s in taze kampanyası go forth {gaza gel}‘i izleyip çizgileri dönen götten düşen o güzel kot pantelonlarınızla artık gece vakti elalemin havuzuna mı atlarsınız, gitarınızı yakıp üstünde mi sevişirsiniz ya da polis kordonunun karşısına geçip “hacı ben buyum taaam mı, ben çok güzeliiiim” diye kollarınızı açıp üstüne mi yürürsünüz ben bilmem. ama şu sonuncuyu yapcaksan olay yerinde olmayı isterim.

bu konuda james blunt’ın ünlü bir sözü vardır: you’re beautiful, you’re beautiful, you’re beautiful iiit’s true. yani istersen bununla da gaza gelebilirsin.
ha olur da türkçe gaza gelmek istersin diye bunu aşağıya bırakıyorum. pek çoğunu türkiyede denememen dileğiyle.

misafirlikte uyuyakalmış ve kalacak tüm çocukların bayramını sessizce kutlarız. uyandırmayın çocuu! öps vlvk
architect stylus {bir kalemde kıza yazmak}
ipad, iphone, galaxy tab gibi cihazlar için ekran kalemi üreten arctic accessories‘ın yegane ürünü the architect stylus’un kullanım alanlarını gösteren reklam filmi dünya çapındaki mimarlar odalarında büyük heyecan yarattı.

ipad sahibi yüzbinlerce erkek mimar ellerindeki bu havalı dokunmatik cihazlarla mesleklerinin bir bağlantısını kurmakta zorlanıyor, toplu yaşam ve kahve içme alanlarında bu oyuncaklarını angry birds oynayarak göstermek istemiyorlardı.
işte architect stylus bunun için üretildi. “mimar dediğin erkek olur, çapkın olur” mottosuyla yola çıkan firma sadece kıza yazmak üzere bir kalem üretti. sloganı da love at first write {ilk görüşte yazış}.

yine tanıtımdan anladığımız kadarıyla stylus sadece siz de değil karşı cinste de varsa ve size sallayarak gösteriyorsa o gece eve yalnız dönmeyeceksiniz.
upside, inside out you’re livin’ la vida loca mimarlar odası! come on!



moleskine’in başlattığı yeni logo yarışmasının üzerine kaleme alınmış, tasarımcının kibarca sömürülmesi, logo / kurumsal kimlik yarışmaları kisvesiyle yaratıcılığın ve yaratanın değerli zamanının tüketilmesi ve bütün bunların bedavaya yapılması hakkında sert kahve etkisinde bir yazı:
Earlier this week you may have heard a similar story about the Obama campaign asking designers to create posters on spec to help promote jobs creation of all things (feel free to read my steam-blowing-out-of-my-ears rant about that on my Google+ page), and now you can add MOLESKINE to this camp too.
I admit, long ago as a young illustrator I too fell for this crap and please believe me when I say it’s a mistake. I will never change my mind about how working artists should never bother supporting such “spec-work-disguised-as-contests.”
![]()
Contests are one thing, and they can be good. Volunteering your talents is another thing, and it’s good. But creating a logo or any branding collateral for a big company for free, and knowing that the work of the other 99.99% “losers” will essentially be tossed into the trash (and the copyright to their work handed over to those running the contest) is just stupid, and it’s offensive that any company would think it’s OK. It’s a terrible way for you to run your business. And when you freelance you are running a business.

tasarımcıyı süt reyonunda kitleyen şey
geçtiğimiz hafta gazetelerin ekonomi sayfalarında yeni bir süt (+peynir) markasının doğuşundan bahsediyorlardı. moova. içinde süt kelimesi geçmeyen, holding sahibinin soyadını ya da kızının adını taşımayan bir süt markası nasıl olabilir diye bir düşündüm. hayretle titredim; buna hazır mıydık ki?

yok yook. patronun sevimli bir anına denk gelmiştir isim bulma operasyonu. hem zaten moovasa’dır o, inaf dedirten -sa ekine sahiptir. hepsinden önemlisi kocaman sevimsiz inek + anne ve kutsal oğul temalı ambalaja sahip olcaktır. inek olmalıdır, çocuk bilsin sütün nerden geldiğini, sen de bil. süt beyazdır ve inekler süt içmez tamam mı!?
moova bir saat önce market reyonunda şimdi de karşımda duruyor. bu satırları yazarken süt içiyorum lan sevgili vulevukuyucuları. adı hala moova bunun. yani ineğin moo’su ve söke ovasının ova’sı. firma sahibi izmirli, fabrika aydınlı. diğer bölgeleri tenzih ederim fakat ege açık ara şımarık.

logosu, infografik ikonları, ambalaj tasarımı, websitesi görmeye alışık olmadığımız, görmeye alışık olmak istediğimiz cinsten. evde süt varken süt aldırır, çocuk kandırır, tasarımcı kitler, hipster sevindirir.
gideyim şunun yanına kurabiye patlatayım, gum gum gum, nam nam nam. öps, erken yats!

