architect stylus {bir kalemde kıza yazmak}
ipad, iphone, galaxy tab gibi cihazlar için ekran kalemi üreten arctic accessories‘ın yegane ürünü the architect stylus’un kullanım alanlarını gösteren reklam filmi dünya çapındaki mimarlar odalarında büyük heyecan yarattı.

ipad sahibi yüzbinlerce erkek mimar ellerindeki bu havalı dokunmatik cihazlarla mesleklerinin bir bağlantısını kurmakta zorlanıyor, toplu yaşam ve kahve içme alanlarında bu oyuncaklarını angry birds oynayarak göstermek istemiyorlardı.
işte architect stylus bunun için üretildi. “mimar dediğin erkek olur, çapkın olur” mottosuyla yola çıkan firma sadece kıza yazmak üzere bir kalem üretti. sloganı da love at first write {ilk görüşte yazış}.

yine tanıtımdan anladığımız kadarıyla stylus sadece siz de değil karşı cinste de varsa ve size sallayarak gösteriyorsa o gece eve yalnız dönmeyeceksiniz.
upside, inside out you’re livin’ la vida loca mimarlar odası! come on!



moleskine’in başlattığı yeni logo yarışmasının üzerine kaleme alınmış, tasarımcının kibarca sömürülmesi, logo / kurumsal kimlik yarışmaları kisvesiyle yaratıcılığın ve yaratanın değerli zamanının tüketilmesi ve bütün bunların bedavaya yapılması hakkında sert kahve etkisinde bir yazı:
Earlier this week you may have heard a similar story about the Obama campaign asking designers to create posters on spec to help promote jobs creation of all things (feel free to read my steam-blowing-out-of-my-ears rant about that on my Google+ page), and now you can add MOLESKINE to this camp too.
I admit, long ago as a young illustrator I too fell for this crap and please believe me when I say it’s a mistake. I will never change my mind about how working artists should never bother supporting such “spec-work-disguised-as-contests.”
![]()
Contests are one thing, and they can be good. Volunteering your talents is another thing, and it’s good. But creating a logo or any branding collateral for a big company for free, and knowing that the work of the other 99.99% “losers” will essentially be tossed into the trash (and the copyright to their work handed over to those running the contest) is just stupid, and it’s offensive that any company would think it’s OK. It’s a terrible way for you to run your business. And when you freelance you are running a business.

tasarımcıyı süt reyonunda kitleyen şey
geçtiğimiz hafta gazetelerin ekonomi sayfalarında yeni bir süt (+peynir) markasının doğuşundan bahsediyorlardı. moova. içinde süt kelimesi geçmeyen, holding sahibinin soyadını ya da kızının adını taşımayan bir süt markası nasıl olabilir diye bir düşündüm. hayretle titredim; buna hazır mıydık ki?

yok yook. patronun sevimli bir anına denk gelmiştir isim bulma operasyonu. hem zaten moovasa’dır o, inaf dedirten -sa ekine sahiptir. hepsinden önemlisi kocaman sevimsiz inek + anne ve kutsal oğul temalı ambalaja sahip olcaktır. inek olmalıdır, çocuk bilsin sütün nerden geldiğini, sen de bil. süt beyazdır ve inekler süt içmez tamam mı!?
moova bir saat önce market reyonunda şimdi de karşımda duruyor. bu satırları yazarken süt içiyorum lan sevgili vulevukuyucuları. adı hala moova bunun. yani ineğin moo’su ve söke ovasının ova’sı. firma sahibi izmirli, fabrika aydınlı. diğer bölgeleri tenzih ederim fakat ege açık ara şımarık.

logosu, infografik ikonları, ambalaj tasarımı, websitesi görmeye alışık olmadığımız, görmeye alışık olmak istediğimiz cinsten. evde süt varken süt aldırır, çocuk kandırır, tasarımcı kitler, hipster sevindirir.
gideyim şunun yanına kurabiye patlatayım, gum gum gum, nam nam nam. öps, erken yats!



levitasyondan devam
anlamsız bir şekilde, havada kalma, süzülme ve elbette ki hoverboard konusunda takılı kalmış durumdayım. bunları yazarken koltuktan beş santim yükseldim ve tek şahidim kedimiz. iyi mi?

dün paylaştığım quantum locking (göte kilitlenme) mevzusundan sonra gelen tepkiler çok olumlu görünüyordu. sıvı nitrojenin aslında kuru buzdan başka birşey olmadığını, levitasyon (levitation) denen şeyin after effects de bir preset efekt olduğunu ve korkularımın yersizliğini bildiren aynı bağın gülü vulevuku okuyucularına şükranlarımı sunmayı planlarken light light adını verdikleri masa lambası tasarımıyla karşılaştım. elektromanyetik yapı ve led ışıklandırma ile yaratılan light light içimdeki hoverboard türküsünü tekrar başlattı:
çocuklar inanın, inanın çocuklar…

TECHNOLOGY:
What makes this lamp floating is the integrated levitation technology. It consists out of electromagnetic components and a sophisticated control system. Next to the fact that they employ the very latest LED technology, the lamp is low in power consumption too. With a touch of your fingertip, the lamp can be dimmed to the intensity you require.
€980.00
biraz daha sıvı nitrojen + kaykay = ?
geleceğe dönüşü I yaptınız II yaptınız III yaptınız ama o hoverboard’u yapmayaydınız iyiydi. koca bir jenerasyon yemiyor içmiyor sevişmiyor, ötv / güncelleme / euro bölgesi krizi demeyip ışıklı ayakkabıların peşinden koşuyor, frinç frinç sıvı nitrojenlerle oynayıp o lanet olası kaykayın hayalini kuruyor tamam mı!

bişi değil, çocuklar nerdeyse başardı. mesela quantum locking (göte kilitlenme) adını verdikleri şu olayda bilim adına gururlanıp, hoverboard adına heyecanlanırken kendi adıma + doğacak çocuklarımız adına eccik tırstım. hoverboard’u yapalım; mümkünse gidonsuz olanından. uçan arabaları da çok istiyorsanız çözelim. dacia, skoda, tofaş gibi efsaneleri yerde kalması için destekleyelim. silahsızlanalım, ağzımızdan nefret götümüzden şimşek sıçmayalım. kafi. bu sıvı nitrojenle yapılan başarılı projeleri de hollywood yapımlarından takip etmeye devam edelim. “hem zaten teknoloji bilim-kurguyu yakalarsa ben o bilim-kurgudan ne keyif alırımı” sorgulayalım. ya da sorgu işine hiç girmeyelim.
kendi sazanlığımı da katarak, uçan nesneler üzerine yapılan her bir deneyin görüntüleri üzerine %88 oranla hoverboard fantezisi yapıldığını da belirtmekten keyif almaktayım. youtube’dan en tepedeki yorumu paylaşarak noktalayalım:
OK, you guys have got 3 years to turn this into a hover board…


***A Hoverboard (or hover board) is a fictional hovering board used for personal transportation in the films Back to the Future Part II and Back to the Future Part III.