kral arthur’dan soul eater’a Excalibur Efsanesi
6 yaşımdan beri bilinçli ve bol istekli şekilde çizgi film/anime izleyen biri olarak camelot, yuvarlak masa şövalyeleri, merlin, excalibur hikayeleriyle haşır neşirim. ilkokul sabahları anne kontrolünde yapılan kahvaltıların vazgeçilmezi olan camelot çizgi filminden bütçesiz/beceriksiz bbc yapımı merlin’ine. abartılı şövalyelik müessesesi, kafası karışık büyücüsü, overpowered kılıcı ile beni her karşıma çıktığında kendine bağlamıştır.
fakat, bir anime şaheseri olan soul eater da karşılaştığım karakter kafamdaki tüm fantastik dünyayı değiştirdi. Ekusukaribā yani soul eater excalibur’u bildiğim tüm kahramanların üzerinde bir yerde. o bir fenomen. artık excalibur dendiğinde sadece
kafamda bir ses çınlıyor: BAKA!(FOOL!)
“atın ölümü animeden olsun, içimiz dışımız mangaka dolsun” hissini paylaşanlara soul eater’ı şu an hemen aç izle hadi hajime maşo diye saçmalayabilirim.