
tam 1 sene geçmiş, günü gününe saati saatine. blizzard’a “abi, işler yoğunlaştı kafam akşamları çok meşgul. ben yokum artık. evimin mage’i devam ediyor oyuna, yeri geldimi ona gratz derim ffs derim hevesimin üzerine sünger çekerim” dediğim günden beri tam 1 sene geçivermiş. yeni expansion set “cataclysm” dedikoduları dolaşmaya başladığında kanımın tekrar ısınmaya başladığını hissetmiştim. deathwing ve azeroth üzerindeki yıkım planlarını duyduğumda ise başıma geleceği anladım. geçtiğimiz haftalarda “hadi gel artık gel, bi hafta bedava hem de sana, çabuk gel!” konulu mail gönderdiler. yaklaşık 5 saniye oyalanarak attıkları yeme kıvrak bir şekilde hücum ettim. gollum gibi bir açlıkla, büyüsünü kaybetmiş büyücünün hırçınlığıyla saldırdım, sömürdüm o bir haftalık beleşi. blizzard 13 milyon oyuncusunu tek tek yakından tanıyor, tıpkı beni tanıdığı gibi. ağzımıza bir barnak nutellayı sürüp kavanozu tahta kaşıkla karıştırıyordu. anla işte dostum cataclysm’i alacağımızı da biliyordu. sen ben niye oturup blizz’i haksız çıkarmaya çalışalımdı, neden deathwing bizim olmasındı. oldu, dünyanın en action figure lü, en troll, en ölümsüz, en rahatsız firması bizi beni elinde tutmaya devam ediyor. el tutanların, roll edenlerin bol olsun blizz. con’a da çağır seneye, öpüyorum bebeğim.
global “cataclysm launch event” ve türkiye “cataclysm dağıtım eziyeti” konulu yazı az sonra geliyor.