
semi profesyonel fotoğrafçılığa heves eden bünyelerin, heyecanlarını bastırdıkları ilk makinenin zenith olmadığı karanlık bir çağa çoktan girmiş durumdayız. çocukların fotoğrafla ilk tanışmasının babalarının akıllı telefonun arka kısmını görmesiyle, dijital dünya ergenlerinin ise instagram gibi polaroid hissi yaratan imaj aplikasyonlarıyla gerçekleştiğinin farkındayız. agrandizörün bir inşaat makinesi, dianın ise düşük bütçeli harikalar cenneti olarak algılandığı bu sevimsiz zamanlarda elimiz kolumuz bağlı. hepimiz piyasaya yeni düşen makinelerin megapikselini sayıyoruz, her birimiz adeta auto-focus çocuklarıyız.
ilgilendiğim tek sanat dalı olan kafazikme sanatına bir nefeslik ara verip konuyu toparlıyorum.
vapur kullanıyoruz değil mi? günde iki defa bilemedin üç. çay, simit, kız kulesi evet evet. kompozisyon olarak vapur milyarlarca defa fotoğraf makinelerine hapsedilmiş. vapur yolculuklarında çekilen fotoğraf sayısı boğazda bulunan köprüden geçen araç sayısına eşitmiş, boğazdaki balık sayısından daha fazlaymış. vapur yolcularında bilinen iki tip fotoğrafçı ruhu belirginmiş. ilk vapur yolculuğu erotizmi ve vapurda medya uzmanlığı. titrleri açmıyorum, gözünüzde canlanmadıysa yazıyı burada terkedebilirsiniz. diğerleri beni takip edin.
işte vapur farelerim, o erotikler şimdi dijital-slr diye çağırılan semi-pro ve pro cihazlarla panik halinde 25 dakikalık yolculuklarında geminin bir ucundan diğer ucuna koşturmakta, ilk orgazmlarını yaşamak adına sniper tüfenk ile martı vururcasına lensleri ile havada tanımlanamayan figürler atmaktalar. daha da önemlisi karşı yakaya flaş patlatmaktalar. gece gündüz onlar için farketmemekte. bu noktada biz sorsan medya uzmanlarını göreve davet ediyorum. 25 dakika bir veya birkaç erotiğe destek olmak için yeterli. gidin ve tepe flaşlarını usulca kapatın, “buna gerek yok bebeğim deyin”, topa nasıl vurulur gösterin onlara. gidin şimdi…
“karşı yakaya flaş patlatma” adlı foto maratonu gerçekleştirmek için şehir hatları ile bağlantıya geçmek üzereyiz. hep dediğim gibi “ilk benim aklıma geldiyse benim fikrimdir ama paylaşmak güzeldir.”
